Samanyolu
26. Şub, 2010 tarihinde, izlediğiniz filmin sanatçıları : Ediz Hun Filmleri, Hülya Koçyiğit Filmleri
“Yeryüzünde sevildiğini bilmeyen [romanda (1977) (İnkılâp ve Aka Kitabevleri) (sf. 69) ; ‘anlamayan’] hiçbir kadın yoktur.”
Zülal böyle düşünüyor ama [‘Little Man’ (1966) (Sonny Bono) melodisinin çalındığı sahnede] askerden özlemle dönen Nejat’a “Hemen gitmem lazım. Arkadaşlar bekliyor. Nasıl olsa artık hep evdesin akşama bol bol görüşürüz” diyebilmişti. ‘Sevdiklerine cefa çektirmekten hoşlanmak’ onun özelliği. Fakat hiç kimse, ‘birisi’ kadar cefasını çekmedi (sf. 120).
Zülal ; “Niye öyle bakıyorsun gözlerime.”
Nejat ; “Orda yıldızları seyrediyorum. Gökyüzünün bütün ışıkları içinde parlıyor.”
Zülal ; “Samanyolu’nu da görüyor musun?”
Nejat ; “Evet, saadet ülkesine doğru uzanıyor. Biz de oraya gidelim mi Zülal?”
Zülal ; “..Ben saadeti gösterişte sanıyordum. Meğer, bütün saadetim küçümsediğim bir varlığın altın kalbindeymiş. Sen, beni yalnız benim için sevdin. Bunun kıymetini çok geç anladım..”
Yazarından (Kerime Nadir) daha ünlü romanın (Samanyolu) (1941) ikinci çevrimi.
Karaköy Meydanı. “Üzülme sen meleğim, gün olur kavuşuruz // Ecel ayırsa bile mahşerde buluşuruz.” Şekip Ayhan Özışık’ın şarkısını (1967) Metin Bükey Orkestrasından enstrümantal olarak dinlerken Nejat’ın sözleri ; “(Hayri Esen’in sesi ile) Artık askerlik bitti. Eve, annemin ölümünden sonra bana ikinci bir anne olan teyzemin yanına dönüyorum. Çocukluğumdan beri acı tatlı bir sürü hatıralarla dolu günler geçirdiğim [‘Aşka Tövbe’de (1968) Mübinlerin olan ve romanda Büyükdere’deki] o Yalı’da kavuşmak için sabırsızlandığım biri var ; teyzemin kızı Zülal..” Teyzesiyle kucaklaştığı sahnede ‘Portrait of my Mother’ (1965) (Hadjidakis) melodisi duyuluyor.
Nejat..Annesi yıllar önce (romanda onu doğururken) ölmüş. Yeniden evlenen babası pek ilgilenmediği için yıllardır teyzesinin evinde. ‘Edebiyat merakı’ nedeniyle eğitimi yarım kalmış. Şiir yazıyor ve ut çalıyor. ‘Yıllardır gizli bir aşkla sevdiği’ Zülal de onu seviyor ama bu (şimdilik) ‘daha ziyade hayatta muvaffak olamamış bir akraba çocuğuna karşı beslenen acımaya benzer bir duygu’. Paul Mauriat’nın ‘World Top Hits’ (1967) albümündeki “Noir C’est Noir” (Black is Black) (1966) (Tony Hayes / Steve Waday) melodisini dinledikleri sahnede (Alev Koral’ın seslendirdiği) Şükran “Nedense, Nejat’a daima insafsız davranırsın” diyor.
Zülal..Annesi (filmde adı yok) ve Dadısı (romandaki adı, Arapça siyah/siyahi anlamındaki Esved) ile yaşıyor. Koleji bitirmiş ve delikanlının terhis olduğu günün ertesinde (romanda, askerliği sürerken) diplomasını alıyor. ‘Charade’ (1963) (Mancini) melodisi duyulan ahşap iskelede Nejat’a “Dinlen tabii ama bu aylarca sürmesin” derken ne kadar kırıcıydı. İlginçtir, ‘okumamış’ Nejat sonradan romanları kapışılan bir yazar olacak ama Zülal’i bir işte çalışırken göremeyeceğiz. Üstelik gözü yükseklerde. Didar’a ‘aşık olacağı erkekte sosyal durum, servet, şahsiyet gibi şeyler aradığını’ söylemişti.
İş bulma sıkıntısı içindeki Nejat bir okul arkadaşı ile karşılaşır ; Namık. Çapkınlığı onu gördüğümüz ilk sahneden belliydi. Mühendislik eğitimini Amerika’da tamamlamış şimdi Ankara’da (romanda İzmir) çalışıyor. ‘Celine’ (1966) (Mort Shuman / Buggy&Aufray) melodisiyle mest olduğumuz küçük çayevinde ona iş bulacağına söz verir.
Bir gün Nejat, babasından (romanda, üvey annesi Nedime’den) bir mektup alıyor. Yaşlı adam hasta ve onu son bir kez görmek istiyormuş. Bu sahnede ‘Mr. Noll’ (1965) (Hadjidakis) melodisi var. ‘Ölmek üzere olanların mektupları’ hep bu notalarla geliyor galiba. ‘Menderes Köprüsü’ (1968) filmindeki İrfan Usta da ölüm döşeğindeki kardeşi Cemal’in mektubunu bu ezgi ile almıştı. Beşiktaş’taki evde gördüğümüz kız kardeşi Nebahat sonradan tekrar karşımıza çıkacak. Babası ile konuşurken Saba Makamında ve içimizi parçalayan bir Tambur Taksimi var.
Cenazeden sonra Yalı’ya döndüğünde Namık’ın onu aradığını öğrenir. Zülal’in “Çok efendi, çok sempatik bir genç” sözleri yüreğine oturuyor. O sırada arkadaşı, kırmızı güller ve ‘Merci Cherie’ (1966) (Udo Jürgens) melodisi ile gelir. Nejat’a eniştesinin fabrikasında iş (romanda santral memurluğu) bulmuş.
İşe alınmasını viski içip ‘Perfidia’ (1939) (Alberto Dominguez) melodisini dinleyerek kutladıkları gazinoda Namık, Zülal’le evlenmek istediğini söylüyor. İş için yaptığı iyiliğin ‘bedeli’ de ; Nejat bu konuda ona yardımcı olacak.
Günler sonra Zülal’in nişanı. Konuklar Fausto Papetti’nin ‘Misty’ (1966) albümünde yer alan “Let’s Face the Music and Dance” (1936) (I. Berlin) melodisi ile geliyorlar. Didar ise sofrada bir eksik olup olmadığına bakıyor. Nejat ‘manen’ ölmekte. Juanito’nun söylediği (1967) ‘Arkadaşımın Aşkısın’ (‘La Femme de Mon Ami’) (1962) (Macias).
O gece Zülal’e aşkını itiraf eder. Birkaç gün sonra ise bakmaya kıyamadığı genç kızı önce 40 yıl geçse de güzelliğinden bir şey kaybetmeyecek şekilde öpüyor ardından (romanda bir, filmde iki) tokat atar. Kırgınlıklar, barışmalar.
Zülal, Namık’la evlenip İzmir’e giderken Nejat’ın dudaklarında, üzüntüsünü gizlemeye çalışan ‘iğreti ve şaşkın bir gülümseyiş’. “Tanrının insanlara verdiği tahammül gücü meğer ne sonsuzmuş..Hayatın ‘Zülal’den ibaret olmadığına kendini inandırmaya başlıyor (sf. 115 ve 139).”
6 yıl süren bir ayrılık. Zülal’in bir çocuğu olur ; Erol. Nejat ise ünlü bir yazar. Namık, işleri (ve bitmeyen çapkınlıkları) nedeniyle ailesini İstanbul’a getirtir. Metreslerinden biri Nejat’ın üvey kardeşi Nebahat’mış. Kahramanımız bunu öğrenince kardeşinin payına iki, Namık’a bir tokat (ama Nejat buna yumruk diyor) düşer.
Filmin sonunda onların sevgilerini anlayan Namık, Nejat’ı tabancayla yaralar. Sonra, filmde kendi şakağına bir kurşun sıkarak romanda ise yürek durması sonucu ölür.
Oyuncular : Hülya Koçyiğit, Ediz Hun, Önder Somer, Nedret Güvenç, Ömercik, Mine Sun, Sevim Emre, Uğur Kıvılcım, Arşavir Alyanak, Meral Kurtuluş


(4,00)
[...] http://www.turkfilmi.me sitesinden ulaşın. Site türk filmi olarak oldukça zengin bir içeriğe sahip. Samanyolu‘ndan Kibar Feyzo‘ya, Süt Kardeşler‘den Yaban‘a çoğalarak örnekleri [...]